Barkod Etiket Ömürleri

Barkod etiketleri cinslerine göre farklı kullanım ömürlerine sahiptirler. Vellum etiketler, üzerine alınan baskıyı ortalama bir ile üç sene arasında muhafaza etmektedirler. Kuşe etiketler, sıvı teması ile nemden korundukları takdirde beş ila altı yıla kadar kullanım ömrüne sahip olabilmektedir.

Etiketlerin kullanım ömründe en önemli etken, su, ısı, nem, ışık, güneş ve sürtünme gibi etkilerdir. Bu etkilerden her birisi etiketlerin kullanım ömrü ile doğrudan orantılıdır. Etkilere maruz kalan etiketlerin yüzeylerinde, kararmalar ve yapılan baskılarda bozulmalar meydana gelecektir. Bahsedilen kullanım sürelerinin daha uzun süre kalması talep ediliyor ise, kullanılacak etiket cinsi plastik bazlı etiketler olmalıdır.

 

Barkod Etiketlerin Kullanım Alanları

Barkod etiketleri genel olarak, hızlı tüketimin yaşandığı sahalarda kullanılmaktadır. Bu sahalar arasında, marketler, mağazalar, hastaneler, kargo şirketleri, kurye şirketleri gibi sirkülasyonun yoğun olduğu ve süreklilik arz eden işletmeler başta gelmektedir.

Bakla Yemeği Nasıl Yapılır

  • Bakla Yemeği
  • Gerekli Malzemeler
  • Yarım kg bakla
  • 2 adet soyulmuş ha
  • 2 orta boy kuru soğan
  • 2 diş sarımsak
  • Yarım su bardağı sızma zeytinyağı
  • 250 gr süzme yoğurt
  • Yarım demet dereotu
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • Yarım lt su
  • 1 tatlı kaşığı pul biber.

 

Yapılışı

Gerekli olan malzemeler temin edilip, bakla, dereotu, havuç, soğan sirkeli suda iyice bekletilip yıkanır. Soğanlar irice jülyen dilimlenip tencereye atılır, yağ ilave edilip fazla değil 5 dakika yağa zarar vermeden çevrilir. Sonra baklalar eklenir ve su ilavesi yapılarak pişmeye bırakılır. Suyu çeken yemeğimize jülyen dilimlenmiş havuçlarımız eklenir.

Yemeğimizin altı kısılarak 15 dakika daha pişmesi sağlanır. Daha sonra yemeğimiz ılımaya bırakılır. Yoğurdumuz çırpılır ve pürüzsüz kıvam alana kadar çırpılır, kıyılmış dereotu ezilmiş sarımsak eklenir ve yemeğimizin üzerine yayılır. En son pul biberi ve biraz zeytinyağı ile süslenerek servise hazır hale getirilir. Şifa olsun.

Bakla Yemeği Hakkında

Her insanın kolay sevmediği, yese bile zorla yediği bu yemeği bide böyle deneyin. Umarım fikriniz değişir. Hiç değilse şifalı diye yiyelim. Efendim öncelikle içerisindeki malzemelerden dolayı çok şifalı olan bu yemeği pişirirken yağın yanmamasına dikkat etmeli, mutlaka bu yemek değil sadece diğer bütün yemeklerimizi kısık ateş de pişirmeliyiz. Sabredebilir isek buhar en iyisi tabi.

Ben şahsen zeytinyağlı az pişmiş soğuk yemekleri çok severim. Çokta şifalı. Bu yemeği ve diğer zeytinyağlılarımızı mutlaka bir gün olmasa da buzdolabında bir süre bekletelim dinlensin. Bu malzemelerle bakla hariç diğer sebzelerle de zeytinyağlı yapabiliriz. Bütün sebzeler zeytinyağlı olarak fırında da pişirilebilir. Soğutup yoğurt eklenerek servis edilebilir. Gelelim baklanın faydalarına. Tabi ki midemiz ve bağırsaklarımız yorulmaz.

Kabızlıkta faydalıdır. Mevsiminde bıkmadan yenmelidir. Bebeklere 2 yaşına kadar önerilmez, sarılıktan dolayı. Ben oğlum ek gıda ya başladığından bu yana yedirdim. Ama ilk deneyecek olanlar mutlaka biraz vermeli ve beklemelidir annelerimiz, çünkü bebekler yetişkinler ile aynı sisteme sahip değillerdir.

Arapsaçı Yemeği Nasıl Yapılır

Çocukluğumun, gençliğimin geçtiği yer olan egeden ayrıldığımdan beri çok şeyi özlüyorum. Hayatımın bazı noktalarında eksiklikler fark ediyorum. Bu eksikliklerden biri de soframda görmeye, yemeğe alışkın olduğum lezzetler. Her kadının derdidir ya ‘akşam ne pişirsem’ ben de bu soruyla daha çok boğuşurken buluyorum kendimi.

Aynı yemeklerin yapılma sırası hemen geliyor. Diyorum yahu ben daha önce daha çok yemek çeşidi yiyordum ne yapıyordu annem? O zamanlar çokta ilgimi çekmeyen sıradan bir yemek çeşidi olarak baktığım şimdilerde kıymetini daha çok anladığım ot kavurmaları koca bir eksiklik olarak hayatımda karşıma çıkıyor işte.

Her hafta mutlaka pişen yemeklerin yanında yoğurdu üzerinde mis gibi sofraya sunulan o ot kavurmaları, ot haşlamaları, radika, semizotu, şevketi bostan, arapsaçı…

Hatırlıyorum en sevdiğin yemek ne diye sorulduğunda bana çocukken arapsaçı derdim.

Bu yemeği bilmeyenlerin boş boş ve ufak bir tiksinti ile bakışları hala gözümün önünde; şaşırmaları hoşuma giderdi. Yani bir yemeğin ismi arapsaçı olur mu canım. Ne ki o? O ne mi; Beni kokusuyla çocukluğuma götüren zaman makinem. Olsa da yesem.

Gitsem egemin pazarına mis gibi ot kokan o sokağına girsem arapsaçımı alsam. Kavurmasını yapacaksam tek olmaz ama en iyi arkadaşı pırasayı da alıp bir güzel işe koyulsam. Size de anlatayım mı nasıl yaptığımı? İyi okuyun o zaman annemden gördüğüm arapsaçı kavurması.

Arapsaçını pazarda bir pişirimlik bağ yapmışlardır zaten öyle satarlar. Bir öğün için yeterli olacaktır 4 kişilik bir aileye.

 

Arapsaçı Yemeği Nasıl Yapılır

Pırasa 3 tane yeterli.

Mis gibi zeytinyağınız yoksa yapmaya kalkışmayın o ege yemeklerinin atasıdır bildiğiniz üzere.

Toz biber, lezzet için kurutulmuş biber.

Hadi güzelce yıkayalım o zaman otları, süzülsün suları.

Doğrayalım güzelce arapsaçı ve pırasayı.

Tavaya zeytinyağını kattın mı hiç beklemeden koy pırasayı üstüne arapsaçını kapağını kapat. Kendi suyu ile yavaş yavaş versin lezzetini.

Baktın sulanmış rengini vermiş biraz tuz ve toz biberini koy başla ufak ufak karıştırmaya tahta kaşıkla.

Mis gibi kokar hiç inat etmeden pişer üstüne kuru biberini koy kısık ateşte 30 dk. daha.

İyice yumuşayınca altını kapa. Dinlendir biraz e yoruldu tabi.

Soğuduğunda mis gibi süzme yoğurdu ile servis yap.

Yanına da domates çorbası çok yakışır.

Hadi afiyet olsun.